İlk şampiyonluk
Süper Lig · 2011-12İstanbul'a geldiği ilk sezonun sonunda kupa kalktı. Ligin ortasında oynayan bir adamın ligin en gürültülü tribününü kendine bağlaması bir sezon bile sürmedi.
Defansif orta saha · Brezilya · Galatasaray
Volta Redonda, Brezilya185 cmGalatasaray
Sahada yarım adım yoktu; tribün de ondan zaten bunu istiyordu.
The line brightens from left to right: the further the career runs, the stronger the light, peaking at the current club.
The story
Gol atmadan sevilen futbolcu azdır. Felipe Melo İstanbul'da dört yıl kaldı ve o dört yıl boyunca tribünün öfkesini de neşesini de aynı anda taşıdı.
Volta Redonda'da doğdu, futbolu Rio'da öğrendi. Flamengo'nun altyapısından çıkan çocukların çoğu topla ne yapacağını öğrenir; o, top kimdeyse onunla ne yapacağını öğrendi. Dünyanın en çok süsleyen ülkesinden, süslemeyi hiç denemeyen bir orta saha çıktı.
Avrupa'ya İspanya üzerinden geldi, adını İtalya'da duyurdu. Floransa'da geçen tek sezon onu Torino'ya taşıdı ve orada alkışlanmayan işi yaptı: pas hatasını kesen ayak, kontratağı doğmadan bitiren faul. 2010'da Brezilya formasıyla çıktığı bir çeyrek final akşamında her şey ters gitti ve o akşam yıllarca üstüne yapıştı. Ne saklandı ne de küçüldü; ertesi hafta yine aynı yerde duruyordu.
2011 yazında Juventus'tan kiralık olarak İstanbul'a geldi ve dört yıl kaldı. Bu dört yılda üç kez lig şampiyonu oldu, Avrupa'da son sekize kadar çıkan bir kadronun tam ortasında durdu. Gol atmadan sevilmek zordur; o, topu kazanmayı bir gol gibi kutlayarak bunu başardı. Tribün ona bir futbolcuya değil, kendi öfkesine bakar gibi baktı.
İstanbul'dan sonra Milano'ya, oradan Brezilya'ya döndü ve kariyerinin son bölümünde Palmeiras'la Güney Amerika'nın en büyük kupasını iki kez kaldırdı. Ama konuşurken adı hep aynı yere döndü. Bir futbolcunun hangi kulübe ait olduğunu giydiği formaların sayısı değil, yıllar sonra hangi armadan bahsettiği söyler.
Maç ve gol sayıları doğrulanmadığı için bu kümeye hiç yazılmadı; buradaki dört satır dönem ve kupa.
The nights the archive kept — each with the reason it is remembered.
İstanbul'a geldiği ilk sezonun sonunda kupa kalktı. Ligin ortasında oynayan bir adamın ligin en gürültülü tribününü kendine bağlaması bir sezon bile sürmedi.
Deplasmanda ağır geçen bir akşamdan sonra İstanbul'da bambaşka bir maç. O gece Avrupa devinin nefesini kesen şey, orta sahada kimin durduğuyla ilgiliydi.
Kar maçı durdurdu, ertesi gün kaldığı yerden devam etti. Eski kulübünün karşısında, beyaza kesmiş bir sahada, gruptan çıkan takımın tam ortasında duruyordu.
Ligin dışında kalan bir sezonu kupayla kapatmak, tribünün o yıl en çok ihtiyaç duyduğu şeydi. Final akşamı en çok koşan adam yine oydu.
The most personal part of the archive. Not the goal, but how the goal happened.
Kontratağın ilk adımında araya girer ve kartı da kabul eder. Bu bir öfke değil, bir hesap: takımın on saniyesini kendi cezasıyla satın alır. Tribün o faulü çoğu golden önce alkışlıyordu.
Topu kazandığı yerde ayağa kalkar, tribüne döner, iki kolunu yana açar. Gol atmayan bir adamın gol sevinci bu. Stadyumun sesi golden sonra değil de top kazanıldıktan sonra yükseliyorsa sebebi genelde odur.
Doksan dakika boyunca konuşur; arkadaşını eliyle iki adım sağa çeker, sonra dönüp arkasını kontrol eder. Kamera onu çoğunlukla topsuzken yakalar ve asıl işi tam orada görünür.
Bir orta saha oyuncusunun adı, gol atmadan da tezahürat olabiliyor. Onunki oldu.
— Felipe Melo